FLASHTREEK

Yaşlı olmayan ama artık çocuk da olmayan ben, genç miyim? Sevdiklerimin yanında çocuk olan, tanıdıklarımın yanında gereksiz ciddiyete bürünen ben, genç olabilir miyim?

Bir üniversite öğrencisi olan ben, her ne kadar arzuladığım bölümü okumuyor olsam da, mutlu muyum?

İşin aslı, temel bilimlerden fizik bölümü okumak istiyordum ama iyi bir sıralama yapamamam, temel bilimlerde iyi olan üniversiteleri tercih edemememe neden oldu. Bu denli ciddiyet isteyen bir bölümü kötü bir üniversitede okuyamazdım. Tabii bunun dışında aile ve çevre baskıları, bu bölümde iş imkanı yok gibi bir dizi güzel cümleler 🙂 söyleyerek beni vazgeçirdiler. İş imkanı güzel ve iyi bir üniversitede mühendislik bölümü okumaya başladım. Halen temel bilimler okuma arzusu taşıyan ben, aldığım karardan pişman değilim ama tatmin olmuş da değilim.

Ara sıra içimde beliren ve tabiri caiz ise ilham perilerinin etrafımda dolaştığı zamanlarda, kafamda belirlediğim şablonların belirli olay örgüsü çerçevesinde amatör olarak çizdiğim resimlerden tatmin oluyorum. Ve resimlerimi dağıtıyorum, bende kalırsa onları hapsediyorum gibi hissediyorum.

Kafama kulaküstü kulaklığımı takıp, okuma listemdeki sözsüz müziklerimi açıp, kitapların içinde kafamda oluşturduğum tiyatro sahnesine filozofları davet edip, münakaşalarını dinliyor ama söz hakkı bulamıyorum. Edebiyat romanlarını okurken ki en sevdiğim Rus edebiyatı ilişkileri(sonları kötü bitse de), olayları ve ortamı yorumlamaktan çok zevk alıyorum. Bilim iletişimciliği içine giren popüler bilim kitaplarını okumak, ufkumu genişletmek ve düşünce yöntemlerimi geliştirecek türden örnekler edinebilmek hoşuma gidiyor. Belli bir sırada 3 tür kitap okurum: Felsefe, Roman ve Popüler Bilim (araştırma yazıları dahil). Döngü halinde böyle devam eder. Belli bir araştırma konusu belirlediğim zaman sadece o konu ile ilgili kitaplar okuyup araştırma yapıyorum. Sadece o konu özelinde bilgi edinmek istiyorum.

Yalnız olan ve bir sürü konuda içerik tüketen bir insan olarak yaşadığım en büyük sıkıntı, tükettiğim içerikleri birileri ile paylaşıp kendimi sakinleştirememek. Örnek vermek istiyorum; Bir fincan çay doldurduğunuzu düşünün. Fincan dolmasına rağmen çayı fincana dökmeye devam ediyorsunuz ve kendinizi durduramadan çay elinize dökülmeye başlıyor. Çayın hepsini kendime doldurmak yerine doldurduğum fincanları başkalarına ikram etmek istiyorum. Bu nedendir ki “Düşüncefenerin” sitesini açmaya karar verdim. Benim gibi olmasa dahi ilgi alanlarımızın ortak olduğu noktalardan insanlar ile tanışıp, onlar ile sohbet ederek içimdeki fırtınayı biraz da olsa dindirmek istiyorum.

Şunu sakın unutmayın: Bu site yazarların kendi istedikleri konular ile düşüncelerini yazdıkları bir yerdir.

Eğer sizler de sitede yazar olmak istiyorsanız Armağan ve bana ulaşabilirsiniz.